Merete Aaboe'nın "İmplant Cerrahisinde Ameliyat Öncesi ve Sonrası Bakım ve İlaçlar" başlıklı ITI Akademi Öğrenme Modülüne Hoşgeldiniz.
Diğer birçok tedavi gibi, implant tedavisi de karmaşık bir tedavidir. Diş hekimi, cerrah, protez uzmanı, diş hekimi hemşireleri ve tabii ki hasta dahil olmak üzere birçok katılımcı dahil olabilir. Ekibin tedaviyi gerçekleştirme konusunda çok yetenekli olması yeterli değildir, ancak hastalar da tedavideki rollerinin sorumluluğunu üstlenmelidir. Bu modül, ekibinin hastaları implant cerrahisine nasıl hazırladığını, komplikasyon ve olumsuz yan etkilerden kaçınmak için ameliyat öncesi ve sonrası nasıl davranmaları gerektiğini açıklayacaktır. Bu, ağız hijyeni prosedürleri ve ilaçların yanı sıra postoperatif bakım ve postoperatif ilaç rejimi için talimatlar da dahil olmak üzere ameliyat öncesi bilgileri içerir.
Bu ITI Akademi Modülünü tamamladıktan sonra, hastayı ameliyat öncesi ağız hijyeni de dahil olmak üzere cerrahi prosedür hakkında bilgilendirebilmeli, ameliyat öncesi en uygun ilacı belirleyebilmeli, ağız hijyeni de dahil olmak üzere ameliyat sonrası bakım ve davranışı tanımlayabilmeli ve ameliyat sonrası en uygun ilacı belirtebilmelisiniz.
İmplant yerleştirme kararı verildiğinde, implant cerrahisinde tatmin edici bir sonuç elde etmek için hastaya ameliyat öncesi bilgileri vermek önemlidir. Hastanın, implant yerleşiminden önce enfeksiyon kontrolünün kısa ve uzun vadede sorunsuz iyileşmeyi sağlamak için bir ön koşul olduğunu anlaması önemlidir. Hasta ayrıca ameliyat sonrası en yaygın önlemler hakkında bilgilendirilmelidir. Ameliyat günü hasta kliniğe gelmeden önce normal beslenmelidir. Bundan sonra dişler fırçalanıp diş ipi ile ağız hijyeni sağlanmalıdır. İmplant yerleşiminden hemen önce hastaya klorheksidin ile gargara talimatı verilmelidir. Düzenli kullanılan ilaçlar normal şekilde veya cerrah ile kararlaştırıldığı şekilde alınmalıdır. Uygun bir aseptik teknik kullanılarak yapılan implant tedavileri nadiren enfeksiyon ile sonuçlanır. Bu nedenle, cerrahi implant işlemleri için antibiyotik profilaksisinin rutin kullanımı gerekli değildir. Ancak tıbbi nedenlerden dolayı bazı hastaların ameliyattan 1 saat önce alınan antibiyotiklerle tedaviye ihtiyacı olacaktır. Cerrahın şüphesi varsa, hastanın hekimine danışılmalıdır. Bazı hastalarda ameliyat sonrası oluşacak inflamatuvar yanıtı azaltmak için kortikosteroid ve nonsteroid antiinflamatuar ilaç almaları talimatı verilebilir. Hasta, bu enflamatuar yanıtı azaltmanın operasyon sonrası ağrı, şişme ve trismusu kontrol etmeye yardımcı olduğunu anlamalıdır. Yalnızca büyük implant ameliyatları için kortikosteroid kullanımının önerildiği vurgulanmalıdır.
Ameliyat günü, işleme başlamadan önce hastaya cerrahi işlem anlatılmalıdır. Bu, aşağıdaki hususlarla ilgili bilgileri içerir: İmplant yerleşimi aseptik koşullar altında gerçekleştirilir. Bu, hastanın cerrahi örtülerle kapatılacağı anlamına gelir. Lokal anestezi uygulanacak ve lokal anestezi etkisini göstermeden ameliyat başlamayacaktır. Hastalar işlem sırasında herhangi bir ağrı hissetmemelidir, ancak frez kullanımından kaynaklı basınç ve titreşim yaşayabilirler. Soğutma için serum fizyolojik, bunun da ağızdan uzaklaştırılması için aspiratör kullanılacaktır. İşlem sırasında hastanın sorusu olur veya bilgiye ihtiyaç duyarsa, cerrah tarafından bilgilendirilecektir. Bazı uygulamalarda hastalar, cerrahi prosedür sırasında dikkatin dağılması ve frez işleminden kaynaklanan sesi duymamak için müzik dinleyebilirler. İmplant yerleştirildikten sonra alan dikiş atılır ve sıklıkla bir radyografi de alınır.
Son olarak hastaya ameliyat sonrası talimatlar verilir. Hastalar, ameliyat günü ve ertesi gün fiziksel aktivitelerini sınırlamaları gerektiğini bilmelidir. Ameliyat sonrası ağrıyı kontrol etmek için ilaç talimatlarını takip etmeleri gerekir. Ameliyattan sonra yumuşak beslenmeli ve yeterli sıvı içmelidir. Sorunsuz iyileşmeyi sağlamak için ameliyat sonrası ağız hijyeni zorunludur. Günlük temizlik devam edebilir ancak ameliyat bölgesine yakın bölgenin fırçalanmamasına özen gösterilmelidir. Bir hafta sonra ameliyat bölgesi de fırçalanabilir. Ek olarak, klorheksidin ile günde iki kez gargara önerilebilir. Tüm bu ameliyat öncesi bilgileri verdikten sonra hasta implant cerrahisine hazır hale gelir.
Preoperatif Bilgilendirme, Önemli Öğrenme Noktalarıı: Preoperatif bilgilendirme, hastanın işbirliği ile optimal iyileşmeyi sağlamak için bir ön koşuldur. Preoperatif bilgilendirme, hastaları cerrahi işlem ve postoperatif bakım hakkında eğitmeyi amaçlamaktadır. Postoperatif komplikasyon riskini en aza indirmek için ameliyat öncesi ağız hijyeni şarttır.
İmplant bölgesinin sorunsuz iyileşmesini sağlamak için ameliyat öncesi, sırası ve sonrasında enfeksiyon kontrolü zorunludur. Ameliyattan önce yeterli enfeksiyon kontrolü şarttır. Periodontal dokuda herhangi bir patoloji mevcut olmamalıdır. Ameliyat günü hasta tarafından kapsamlı ağız hijyeni sağlanmalıdır. Ameliyat öncesi antibiyotik tedavisinin enfeksiyonu, dolayısıyla implant başarısızlığını önlediğine dair güçlü bilimsel kanıt yoktur. Buna rağmen, profilaktik antibiyotiklerin implant yerleşiminden bir saat önce tek doz tedavi olarak uygulanması yaygın bir uygulamadır. Penisilin alerjisi vakalarında, amoksisilin yerine genellikle klindamisin kullanılır. Profilaktik antibiyotik dozu önerileri ülkeden ülkeye farklılık gösterebileceğinden, klinisyenler yerel kılavuzlara başvurmalıdır. Ayrıca klinisyen, postoperatif enfeksiyon ihtimalini daha da azaltmak için sistemik antibiyotik ihtiyacı konusunda kendi kararlarını vermelidir. Antibiyotik tedavisi ile birlikte asepsik yöntemler kullanılmalı ve hasta tarafından ameliyat sonrası kapsamlı ağız hijyeni sağlanmalıdır.
Kortikosteroidler doğal olarak adrenal korteks tarafından üretilir ve inflamatuar cevabın azalmasında önemli bir rol oynar. Bu anti-enflamatuar cevap, implant cerrahisi sonrası aşırı enflamasyonun şişmeye, ağrıya ve trismusa neden olduğu klinik bir ortamda arzu edilir. Metilprednizolon gibi kortikosteroidlerle kısa süreli tedavinin, sağlıklı deneklere alt çene üçüncü azı diş çekimi operasyonu öncesi verildiğinde ağrı, trismus ve şişliği kontrol ettiği bildirilmiştir. Alt çene üçüncü azı diş çekiminden sonra potansiyel olarak ortaya çıkan ağrının normalde tek bir implant yerleşiminden sonra ortaya çıkan ağrıdan çok daha şiddetli olduğu unutulmamalıdır. Bununla birlikte, uzun süreli kortikosteroid uygulaması kemik kaybı ile ilişkilidir. Glukokortikoidlerin, kemik erimesini artırmak için osteoklastların aktivasyonunda düzenleyici bir etki oynadığı varsayılmaktadır. Bu, kısa süreli kullanımdan sonra bile implantların osseointegrasyonunu etkileyebilir. Bu nedenle kortikosteroidlerin kullanımı, kemik arttırım işlemleri ve çoklu implant yerleşimi gibi daha büyük implant cerrahisiyle sınırlandırılmalıdır. Kortikosteroidler kullanılıyorsa, implant yerleşiminden bir saat önce verilmeli ve ameliyattan sonraki ilk bir veya iki gün devam etmelidir.
Preoperatif İlaç Tedavisi, Önemli Öğrenme Noktaları: Antibiyotik profilaksisinin endike olduğu düşünülüyorsa, implant yerleşiminden 1 saat önce tek doz amoksisilin kullanımı önerilir. Hastanın penisiline alerjisi varsa klindamisin önerilebilir. Kısa süreli kortikosteroidler, postoperatif ağrı, şişme ve trismus üzerinde sınırlayıcı bir etkiye sahip olabilir, ancak kullanımı büyük implant cerrahisi ile sınırlandırılmalıdır. Kortikosteroidler kullanılacaksa, cerrahiden 1 saat önce başlanmalı ve cerrahi sonrası 2 güne kadar devam etmelidir.
İmplant yerleşiminden sonra, hastalara cerrahi gününün geri kalanında ve devam eden günlerde nasıl davranacakları ve kendilerine nasıl bakacakları konusunda talimatlar verilmelidir. Postoperatif talimatlar, hastaların neler yaşayabileceğini, bunun neden ortaya çıktığını ve tipik postoperatif yan etkilerin nasıl yönetileceğini tahmin etmelidir. Talimatlar sözlü ve yazılı olarak verilmelidir. Yazılı versiyon, sorular durumunda cerraha ulaşılabilecek bir telefon numarası içermelidir. Hastaların verilen tüm bilgileri anladıklarından emin olmak için ameliyat sonrası ilk gün telefonla aramakta fayda vardır. Bu, hastaların talimatlara uymasını ve kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlayacaktır.
İmplant cerrahisi sonrası kanama çok yaygın değildir. Ancak yaradan bir miktar sızıntı olabilir. Hastaya bunun beklendiği ve yara bölgesine yerleştirilen nemli gazlı bezi 30 dakika süreyle sıkıca ısırarak durdurulabileceği anlatılmalıdır. Sızıntı yaklaşık 24 saat devam edebilir. Hasta pipetle birşeyler içmek, sigara, tükürme gibi hareketlerden kaçınmalıdır. Negatif basınç oluştuğu ve yara mekanik olarak tahriş olduğu için bu tür hareketler kanamayı ağırlaştırabilir. İmplant yerleşiminden sonraki ilk 24 - 48 saat boyunca hiçbir yorucu egzersiz yapılmamalıdır çünkü artan kan basıncı kanamaya neden olabilir. Bazı hastalarda kan, submukozal ve subkütan olarak sızar ve ağıziçi dokularda veya ciltte bir çürüme olarak ortaya çıkar. Ekimoz veya hematom olarak adlandırılan bu çürümeler genellikle cerrahi sonrası ikinci günde ortaya çıkar. Morarmayı önlemek veya azaltmak için hastalara ekstraoral olarak buz paketleri, donmuş bezelye torbaları veya jel paketleri uygulayarak bölgeyi soğutmaları talimatı verilmelidir. Antitrombotik ve antikoagülan ilaç kullanan hastalar, kanama riskinin fazla olması nedeniyle dikkatle izlenmelidir. Ameliyat sonrası kanamanın uzun süreli ve şiddetli olabileceği konusunda bilgilendirilmelidirler. Bu tip hastalar, traneksamik aside batırılmış bir gazlı bezden yararlanabilir. Klinisyenler konsantrasyon için yerel yönergelere başvurmalıdır. Kanama eğilimine bağlı olarak, ameliyattan sonra iki ile üç gün boyunca günde dört ile altı kez traneksamik asit ile ilave ağız çalkalama endike olabilir.
Çoğu cerrahi işlem, ameliyat sonrası belirli miktarda ödem veya şişlikle sonuçlanır. Yumuşak doku flebin kaldırılması ve kemikte implant yuvasının hazırlanması, enflamatuar bir reaksiyona neden olacaktır. Bu inflamatuar yanıt, vazodilatasyon gibi hemodinamik değişikliklerle birlikte şişmeden sorumludur. Şişlik genellikle implantın yerleşiminden 24 - 72 saat sonra zirveye ulaşır. Üçüncü veya dördüncü günde azalmaya başlar ve genellikle implant yerleşiminden sonraki ilk haftanın sonunda çözülür. Üçüncü günden sonra artan şişlik, cerrahi sonrası ödemden ziyade bir enfeksiyonu gösterebilir. Bölgeye buz paketleri, donmuş bezelye torbaları veya donmuş jel paketleri uygulanması şişliğin en aza indirilmesine ve hastanın daha rahat hissetmesine yardımcı olabilir. Buz torbası ile deri arasına nemli bir bez konulmalıdır. Buz torbası lokal olarak 10 dakika süreyle uygulanmalı ve ardından bir dinlenme süresi uygulanmalıdır. Hastaya, daha uzun süreler için soğutmanın avantajlı olabileceği söylenmelidir. Ancak gece yattıktan sonra buz paketlerinin uygulanmasını tavsiye etmek pratik olmayabilir. Şişlik bölgesindeki soğutma etkisi, cerrahi sonrası ikinci günde muhtemelen azalacaktır, ancak yine de sonraki birkaç gün için bölge üzerinde hafifletici bir etkiye sahip olacaktır. Trismus veya ağız açıklığındaki sınırlama, çiğneme kaslarını içeren inflamasyonun sonucudur. Trismus, özellikle enjeksiyon kas içine yapıldıysa, lokal anestezikten kaynaklanabilir. Trismus genellikle şiddetli değildir ve yemek yemek daha zor olsa bile hastanın aktivitesini engellemez. Trismus bir hafta sonra kaybolacaktır.
İmplant cerrahisine giren bir hasta, lokal ağrı veya yemek yerken ağrı korkusu nedeniyle ameliyat sonrası yemek yemekten kaçınabilir. Hasta beslenmenin ameliyat sonrası iyileşmede önemli bir faktör olduğu konusunda bilgilendirilmelidir. Lokal anestezinin etkileri tamamen geçene kadar hasta çiğnemekten ve sıcak içeceklerden kaçınmalıdır. Bu arada hastanın soğuk içecek almasına izin verilir. Katı yiyecekler, lokal travmaya neden olma veya yeniden kanama başlatma eğilimindedir. Hasta, birden fazla implant yerleştirilmesine bağlı karşı tarafla da çiğneyemiyorsa, ilk 12 - 24 saat sıvı olarak yüksek kalori ve hacimli replasman diyeti almalıdır. Hastaya mümkün olan en kısa sürede normal diyetine dönmesi tavsiye edilmelidir.
İmplant bölgesinde sorunsuz iyileşme elde etmek için yüksek düzeyde ağız hijyeni sağlanmalıdır. Ameliyat günü hastanın implant yapılan bölgeye yeterli uzaklıkta bulunan dişlerini normal şekilde nazikçe fırçalamasına izin verilir. Ancak hasta yeni kanama ve ağrıyı önlemek için cerrahi alanı ve implant bölgesine bitişik dişleri fırçalamaktan kaçınmalıdır. Ertesi gün hasta klorheksidin ile nazikçe gargara yapmaya başlayabilir. Ek olarak, implant bölgesi ve bitişik dişler, klorheksidin ile ıslatılmış pamuklu çubuk kullanılarak temizlenebilir. Bir hafta sonra, klorheksidin ile nemlendirilmiş çok yumuşak bir diş fırçası kullanılarak implant bölgesinin fırçalanması başlayabilir. Bazı hastalar protez veya geçici protez kullanırlar. Cerrah, hastalara bu protezleri ne zaman tekrar takmalarına izin verildiğini ve protezlerin nasıl temizleneceğini bildirmelidir. Birçok cerrah, hastaya dikişler alınmadan protez kullanmaması talimatını verir. Ancak bazı durumlarda bu, psikolojik nedenlerden dolayı hasta için çok zor olabilir. Hastanın cerrahi işlemden 1 hafta sonra iyileşme ve ağız hijyenini izlemek ve 2 hafta sonra dikişleri almak için kliniğe gelmesi önemlidir.
Postoperatif Bakım, Önemli Öğrenme Noktaları: Postoperatif bilgilendirme önemlidir, hem sözlü hem de yazılı olarak verilmelidir. Cerrahi işlem, postoperatif yan etkilerin birçoğundan kısmen sorumlu olan bir enflamatuar cevaba neden olacaktır. Olası postoperatif yan etkiler arasında kanama, şişme ve trismus bulunur. İyileşme için yeterli beslenme ön şarttır. Dokuların kısa ve uzun dönem iyileşmesini sağlamak için ağız hijyeni şarttır. Geçiş protezi yara iyileşmesine engel olmamalıdır. Ameliyat sonrası randevular ağız hijyen kontrolünü ve dikişlerin alınmasını içerir.
İmplant yerleşimi cerrahi bir müdahaledir ve doku hasarına neden olur. Bu doku hasarı, sinir reseptörlerini veya nosiseptörleri aktive edecek ve dolaşımdaki lökosit ve trombositlerden, vasküler endotelyal hücrelerden, dokuda yerleşik bağışıklık hücrelerinden ve periferik sinir sistemindeki hücrelerden enflamatuar aracıların salınımını tetikleyecektir. Hiperaljeziyi doğrudan uyarmak için birçok sitokin ve diğer aracılar tanımlanmıştır. Diğer enflamatuar aracıların, sempatik postganglionik nöronlar veya nötrofiller gibi diğer hücreleri aktive ederek dolaylı olarak hiperaljeziye neden olduklarına inanılmaktadır. Bazı inflamatuar aracıların nosiseptörlerin eşiklerini düşürdüğüne inanılmaktadır. Bunlar arasında prostaglandinler, serotonin ve adenozin bulunur.
İmplant cerrahisinden sonra ağrı, esas olarak enflamatuar ağrı ile karakterizedir. Prostaglandinler, enflemasyon sürecinde özel bir rol oynar: Prostaglandin sentezinin engellenmesi, sadece bu aracıların doğrudan hiperaljezik etkisini ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda diğer enflamasyon aracılarının hassaslaştırıcı etkisini de azaltır. Non-steroidal anti-enflamatuar ilaçlar veya NSAIi'lar, enflamatuar ağrının tedavisi için en yaygın olarak kullanılan analjeziklerdir çünkü bunların birincil etkileri prostaglandin sentezinin inhibisyonu gibi görünmektedir.
Cerrahi ağrının yönetimi, üç genel mekanizma ile gerçekleştirilir: Periferik sinir boyunca nosiseptif uyarılar, ilgili sinirin yakınına bir lokal anestetik uygulanarak bloke edilir. Bupivakain gibi uzun etkili bir lokal anestetik, çoklu implant yerleşimi ve kemik arttırım işlemleri için önerilir çünkü bu tür büyük ameliyatların postoperatif döneminin tek bir implant yerleşiminden daha ağrılı olduğu değerlendirilmelidir. Anestezik etki geçmeden önce, cerrahi bölgesinden gelen nosiseptif girdiyi azaltmak için hasta NSAIi'larla tedavi edilmelidir. Tedavi, implant cerrahisi bitiminden hemen önce veya bittikten hemen sonra başlamalıdır. Merkezi sinir sistemindeki ağrı algısı, bir NSAIi ile kombine uzun etkili lokal anestetik kullanılmasıyla engellenebilir. Orta ile şiddetli postoperatif ağrı yine de bazı hastaları geniş implant cerrahilerinden sonra etkileyebilir. Bu durumlarda, merkezi sinir sistemine nosiseptif geçişi engelleyen ilaçların kullanılması önerilmiştir. Opioidler genellikle bu endikasyon için reçete edilir. Kullanımları akut ağrıyı hafifletir ancak mide bulantısı, kusma ve uyuşukluk gibi yan etkilerin görülme sıklığı yüksektir. Ek olarak, opioidlerin uzun süreli kullanımına bağlı olarak bir bağımlılık riski vardır. Analjezik bir etki elde etmek için nispeten yüksek dozlarda opioidlere ihtiyaç vardır.
Ameliyat sonrası hafif ve orta şiddette ağrı için opioid olmayanlar kullanılmalı ve daha şiddetli ağrı için ilaçlarla birlikte kullanılmalıdır. Parasetamol / asetaminofen muhtemelen analjezik etkisini kısmen, merkezi sinir sisteminde COX olarak adlandırılan siklooksijenaz enzimlerini inhibe ederek gösterir. Bu enzimler, proinflamatuar sitokinlerin sentezinden sorumludur. Parasetamol / asetaminofenin olağan analjezik dozu, semptomların ciddiyetine göre her altı ile sekiz saatte bir 650 - 1000 miligramdır. Doz aşımı subakut hepatik nekroza yol açabilir. Bu nedenle, parasetamol dozunun 24 saatte dört gramın üzerine çıkarılmamasına dikkat edilmelidir. Orta ila şiddetli ağrı vakalarında, parasetamol / asetaminofen, NSAIi'lar ile değiştirilebilir veya birleştirilebilir.
NSAIi'lar, antiinflamatuar, analjezik ve antipiretik etkileri olan ilaçlardır. İbuprofen, en uygun risk-fayda profiline sahip göründüğü için implant cerrahisinde ağrı kontrolü için en yaygın kullanılan NSAIi'lardan birisidir. İbuprofen, 200 - 800 miligramlık bir doz aralığında analjezik aktivite göstermiştir ve dört ile altı saatlik bir etki süresine sahiptir. Bu nedenle hastalara her altı ile sekiz saatte bir tablet almaları söylenmelidir. İbuprofen sıklıkla tek başına veya parasetamol / asetaminofen ile kombinasyon halinde reçete edilir. Spesifik olmayan NSAIi'ların iyi bilinen komplikasyonları gastrointestinal yan etkilerdir. Gastrointestinal komplikasyon riski, ileri yaş, komorbiditeler, önceki gastrointestinal olayların öyküsü ve antikoagülan kullanımı ile artar. NSAIi'ların osseointegrasyon üzerindeki etkisi hakkında sorular gündeme gelmiştir. NSAIi'ların kullanımı, in vitro ve hayvan çalışmalarında gösterildiği gibi hücresel düzeyde kemik iyileşmesini bozabilir. Ancak bu konudaki klinik literatür tartışmalıdır. Şimdiye kadar NSAIi'lar, implant cerrahisinden sonra ağrı kontrolü için hala tavsiye edilmektedir.
Astım öyküsü olan hastalarda nonsteroidal antiinflamatuarlar reçete edilirken dikkatli olunmalıdır. Anti-enflamatuar ilaçların hassas kişilerde astım ataklarını tetiklediği veya şiddetlendirdiği bildirilmiştir. Bu ilaçların kullanımından sonra kanama sorunları olabilen mide ülseri öyküsü olan hastalarda da dikkatli olunması önerilir. Non steroidal antienflamatuarların kalp krizi ve felç riskini artırdığı kaydedilmiştir. Bu hastalıklar için diğer risk faktörleri olan hastalarda bu ilaçların kullanımına özen gösterilmelidir. NSAIi'larla birlikte alındığında bazı ilaçlar yan etki riskini artırabilir. NSAID'larınn antikoagülan etkileri vardır, bu nedenle varfarin gibi diğer antikoagülanlarla birlikte kullanımdan kaçınılmalıdır. NSAIi'lar, anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri (yaygın olarak ACE inhibitörleri olarak bilinir) ve anjiyotensin II reseptör blokerleri ile etkileşime girerek böbrek hasarı ve böbrek yetmezliği riskinde artışa neden olur. Diüretiklere renal yanıtı da azaltabilirler.
Salisilatlardan normalde gastrointestinal yan etkilerinden ve aynı zamanda hemostaz üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerinden dolayı implant cerrahisinde kaçınılmaktadır. Salisilatlar, trombositlerin pıhtılaşma kapasitesini etkiler ve böylece postoperatif kanama riskini artırır.
Farklı ilaçların avantaj ve dezavantajları değerlendirildiğinde, implant yerleşiminden sonra ortaya çıkan ağrı için önerilen tedavi ibuprofen gibi bir NSAIi'dır. Gerekirse bu, parasetamol / asetaminofen ile birleştirilebilir. Bu kombinasyon yeterince etkili değilse, kısa bir süre için bir opioid ile desteklenebilir.
Postoperatif İlaç Tedavisi, Önemli Öğrenme Noktaları: İmplant cerrahisi sonrası ağrı, esas olarak enflamatuar ağrıdır. Prostaglandinler, enflamasyon sürecinde belirli bir rol oynar. NSAIi'lar prostaglandin sentezini inhibe eder. Analjezik ilaçlarla tedavi ameliyattan önce veya hemen sonra başlamalıdır. Ibuprofen tek başına veya parasetamol / asetaminofen ile kombine önerilir.
Modül "İmplant Cerrahisinde Ameliyat Öncesi ve Sonrası Bakım ve İlaçlar", Özet: Ameliyat öncesi bilgilendirme, hastanın işbirliği ve nasıl davranılması gerektiğine dair bilgilendirme sayesinde optimal iyileşme açışından önemlidir. Ameliyat öncesi ve sonrası ağız hijyeni, cerrahi sonrası sorunsuz iyileşme için bir ön koşuldur. Cerrahi implant işlemleri için antibiyotik profilaksisinin rutin kullanımı tavsiye edilmez. Tıbbi nedenlerle antibiyotik kullanılıyorsa, implant yerleşiminden bir saat önce tek doz amoksisilin kullanımı önerilir. Penisilin alerjisi vakalarında klindamisin önerilir. Kortikosteroidler cerrahi sonrası ağrıyı, şişliği ve trismusu azaltabilir ancak yalnızca geniş implant cerrahilerinde kullanılmalıdır. Hasta için ameliyat sonrası bilgiler önemlidir ve hem sözlü hem de yazılı olarak verilmelidir. Lokal anestezinin etkisi kaybolmadan ağrı tedavisi başlamalıdır. Ağrı tedavisi için ibuprofen gibi tek başına veya parasetamol / asetaminofen ile kombine halde NSAIi'lar önerilmektedir, ancak olası yan etkiler dikkate alınmalıdır.